9 Eylül 2012 Pazar
elmalı turta
Küçük küçük turtaları hep merak etmiştim.. Sonunda istediğim kalıba sahip oldum ve ilk boş bulduğum fırsatta denemeye karar verdim.
Daha önceki denemelerimde elmaları hep rendelerdim bu sefer üşenmedim ve de küp küp doğradım.
Ve sonunda muhteşem bir lezzet ortaya çıktı.. İlk denememde görünüşte biraz sorun olmuş olabilir :)
9.09.2012
Daldan dala atlıyor düşüncelerim şu son günlerde.. Ya da ben ne zamandır böyle olduğunu unuttum.. Kim bilir? Bazen düşünmemek için saatlerde dizi izliyorum ardı arkası gelmeden, bazen eşyalarımı düzenlemeye girişiyorum belki de milyon defa.. Ne gariptir ki her seferinde atılcak bir şeyler buluyorum. Ya da kurtulmak istediğim için artık işe yaramaz ilan ediyorum onları.. Uzun zaman geçti.. Aklım ve kalbim artık benle senkronize bir şekilde çalışmıyor.. Ya da sanırım ikisini de dinlemiyorum artık.. Kapalı kapılar ardına attım ikisini de.. Bir şeyler yapmaya çalışıyorum.. Sonra vazgeçiyorum, ya da yaptığım şey önemsiz ve anlamsız geliyor.. Bırakıyorum..
Uzun zaman oldu.. Çok uzun zaman benim için.. Kendime ait planlarım bunlar değildi.. Mesela şu an da bir işim olması gerekiyordu.. Sevdiğim bir işim, ya da hiç olmadı para kazandığım bir işim.. Kendime ait bir evim olması gerekiyordu mesela.. Eşyalarını kendimin aldığı.. Severek yerleştirdiği.. Akşam oturup film izleyebildiğim, sevdiğim insanları misafir edebildiğim bir evim.. Bunların ikisi de şu an mevcut değil.. Ne zaman gerçekleşecek onu da kestiremiyorum artık.
Hayatımı hep ertelediğimi düşünüyorum.. Ve hala da erteleyerek yaşıyorum bazı şeyleri.. Bu süreçte sevdiğim insanları kaybettim hayatımdan. Artık suçu sadece kendi ertelemelerimde arıyorum. Ve kendim kendime yetmezken bazı şeylerin planını yapmak bana saçma geliyoru artık. Hiç plansız yaşıyorum şu sıralar.. Bugün ya da yarın ne yapacağımın bir planı yok.. Sanırım kendimi işe yaramaz da hissetmeye başladım iş bulamamanın verdiği güvensizlikle.. Evden çıkmak ayrı bir sorun halini almaya başladı.. Bu süreç hızlı mıydı yavaş mı bilmiyorum.. Artık yediğim yemekten tat alamaz, keyifle içtiğim çayın alışkanlıktan ibaret olduğunu düşünüyorum..
Uzun zaman oldu.. Çok uzun zaman benim için.. Kendime ait planlarım bunlar değildi.. Mesela şu an da bir işim olması gerekiyordu.. Sevdiğim bir işim, ya da hiç olmadı para kazandığım bir işim.. Kendime ait bir evim olması gerekiyordu mesela.. Eşyalarını kendimin aldığı.. Severek yerleştirdiği.. Akşam oturup film izleyebildiğim, sevdiğim insanları misafir edebildiğim bir evim.. Bunların ikisi de şu an mevcut değil.. Ne zaman gerçekleşecek onu da kestiremiyorum artık.
Hayatımı hep ertelediğimi düşünüyorum.. Ve hala da erteleyerek yaşıyorum bazı şeyleri.. Bu süreçte sevdiğim insanları kaybettim hayatımdan. Artık suçu sadece kendi ertelemelerimde arıyorum. Ve kendim kendime yetmezken bazı şeylerin planını yapmak bana saçma geliyoru artık. Hiç plansız yaşıyorum şu sıralar.. Bugün ya da yarın ne yapacağımın bir planı yok.. Sanırım kendimi işe yaramaz da hissetmeye başladım iş bulamamanın verdiği güvensizlikle.. Evden çıkmak ayrı bir sorun halini almaya başladı.. Bu süreç hızlı mıydı yavaş mı bilmiyorum.. Artık yediğim yemekten tat alamaz, keyifle içtiğim çayın alışkanlıktan ibaret olduğunu düşünüyorum..
2 Şubat 2012 Perşembe
Beyaz+ Siyah=GRİ
Bir kaç gündür aralıksız kar yağıyor İstanbul' a.. Ben, bana yabancı olan bir pencereden gece karın yağışını izliyorum sokak lambalarından yansıyan ışıkta.. Çay demliyorum karın yağışını izleyerek.. Düşünerek.. Kar tanecikleri uçuşuyor ışıkta.. Düşünceler uçuşuyor aklımdan türlü türlü..
Kar kafamdaki düşünceleri yok ediyor.. Sonra bir telefon sesi ile irkiliyorum.. Hala kopamadığım şeyler var bu da onlardan biri işte.. Kendime kızıyorum en çok neden hala bu haldeyim diye.. Yavaş yavaş özgüvenimi yitirdiğimin farkındayım.. Kimse farketmese de etrafımda, ya da ben dik durmaya çalışsam da hala.. Olmuyor işte bazen.. Lanet ettiğim çok fazla zaman oluyor artık.. İçimden bir şey yapmak istemediğim çok zaman.. Vazgeçmek istediğim, bırakmak istediğim çok zaman.. Ya da bütün hepsini bir rüya olarak değerlendirmek istediğim zamanlar..
Tüm bu olumsuzlukları pencereden kar yağışını izlerken sıralayabiliyorum.. Ya da sadece bir çay demleme anına sığdırabiliyorum.. Bir şehri terketmekle ya da bir şehre tatil vermekle düşüncelerimden kaçamadığım bilmem gerekiyor aslında.. Daha önce de çokça denemedim mi bunu?
En kısa sürede hayatımı planlamam gerektiğini biliyorum..Artık erteleyecek zamanım yok.. Buna ne durumum ne de yaşım izin vermiyor.. En başta okuldan ve hala hocam olan insandan kurtulmam lazım bir an önce.. Ki bunu da sadece bir işe girerek yapabilirim. Belki yeni bir şehir, belki de yeni bir ortam bilmiyorum.. Ama hayatıma ancak bu şekilde yön vermeye başlayabilirim.. Sonra.. Sanırım sonra geleceğime yön verebilirim..
Kar kafamdaki düşünceleri yok ediyor.. Sonra bir telefon sesi ile irkiliyorum.. Hala kopamadığım şeyler var bu da onlardan biri işte.. Kendime kızıyorum en çok neden hala bu haldeyim diye.. Yavaş yavaş özgüvenimi yitirdiğimin farkındayım.. Kimse farketmese de etrafımda, ya da ben dik durmaya çalışsam da hala.. Olmuyor işte bazen.. Lanet ettiğim çok fazla zaman oluyor artık.. İçimden bir şey yapmak istemediğim çok zaman.. Vazgeçmek istediğim, bırakmak istediğim çok zaman.. Ya da bütün hepsini bir rüya olarak değerlendirmek istediğim zamanlar..
Tüm bu olumsuzlukları pencereden kar yağışını izlerken sıralayabiliyorum.. Ya da sadece bir çay demleme anına sığdırabiliyorum.. Bir şehri terketmekle ya da bir şehre tatil vermekle düşüncelerimden kaçamadığım bilmem gerekiyor aslında.. Daha önce de çokça denemedim mi bunu?
En kısa sürede hayatımı planlamam gerektiğini biliyorum..Artık erteleyecek zamanım yok.. Buna ne durumum ne de yaşım izin vermiyor.. En başta okuldan ve hala hocam olan insandan kurtulmam lazım bir an önce.. Ki bunu da sadece bir işe girerek yapabilirim. Belki yeni bir şehir, belki de yeni bir ortam bilmiyorum.. Ama hayatıma ancak bu şekilde yön vermeye başlayabilirim.. Sonra.. Sanırım sonra geleceğime yön verebilirim..
21 Aralık 2011 Çarşamba
aşk bile bile delilik...
”Denir ya aşk iki kişilik, yalan! Aşk bile bile delilik.
Bide hayat müşterektir denir,buda yalan!
Çünkü aşk acısı hep tek kişilik.”
(Cemal Süreya)
12 Kasım 2011 Cumartesi
Dizlerimin Yarası
Garip bir dönemeçte karşılaşmıştık!! Artık hiç bir şeyin önemi kalmamıştı zaten.. Anlamsızdı çekip gitmeden, yitirmeler hayattan.. Oyundu, yeni bir oyundu benim için ciddiye almadan koşmadan oynadığım bir oyun!! Çünkü bundan önce oynadığım oyundan hala dizlerim kanıyordu!! Hala geçmemişti yaralarım, hala dinmemişti acım!! Hala kabuk bağlamamıştı yaralarım!! Ama gene de durdum, soluk aldım önce ve belki bu oyuna kendimi alıştırabilirim dedim başlarsam.. Hala başlayamadım oyuna.. Hala.. Bir yerlerde bir şeyler eksik ne olduğunu bilmesem de!!!
Yenilgiye alışkınım çünkü hep başıma geliyor.. Artık zor değil benim için kabullenmek!! Gene aynısı oldu bak.. Daha alışamadan ona.. O gitti.. Ya da bana hissettirmeye uğraşıyor gidersem böyle olur diye!! Ama bilmiyor ki ben kolay kabul ediyorum yenilgileri!!!
(4 Mart 2006)
30 Ekim 2011 Pazar
Bir Garip Hikaye
Her şey yanlış anlamayla başlamıştı..
Çocuk kızı yanlış anlamıştı..
Oysa ki kızın bundan haberi bile yoktu sonra söylediğinde kız doğruyu inanmadı çocuk, şaşırdı..
Sonra konuşmaya başladılar..
Her şeyden hem de ne var ne yoksa konuştular. Acılarından, TV’ deki reklamdan, eski aşklarından, başına gelen günlük olaylardan...
Rapor verir gibi her gün anlatıyorlardı birbirlerine her şeyi...
Çocuk ‘’beni en yakın arkadaşımdan bile iyi tanıyorsun artık’’ dedi bir gün.
Bir gün kız arkadaşının biriyle çıktığını öğrendi ona anlattı, o da ‘’sana oyun oynamış’’ dedi (aslında kim kime oyun oynuyordu).
Bir diğer gün çocuk msn’ de biriyle tanıştım ‘’en büyük zevkin ne’’ diye sordu bende ‘’...’ le konuşmak’’ dedim, kızda ‘’sevgilin mi?’’ dedi, ben de ‘’Allah sonumuzu hayır etsin’’ dedim dedi.
Bir gün kız ondan iki dilek diledi, üçüncü dileğini de sonraya bıraktı.
Sonra çocukta ondan üç dilek diledi.
Kız çocuğun doğum gününü kutlamıştı 12’ yi geçe.. Çocuk ilk kutlayan sen oldun bunu hiç unutmayacağım demişti.
Kız mutsuzken çocuk da mutsuz oldu.
Çocuk mutsuzken kız da mutsuz oldu. Diğerinin sıkıntısını öbürü de paylaştı.
Sonra bir gün çocuk benim kuşlarım var dedi, kız galiba onu bir şeyde kırmıştı çok ama nedenini bilmiyordu (hala da bilmiyor).
Ama çocuk hiç söylemedi. O benle ölene kadar sır olarak kalacak dedi.
Bir gün çocuk arkadaşıyla kavga etmişti kıza anlattı çözüm aradılar. (???)
Kız farkına varmadı çocuğun onda alışkanlık yaptığını... Onunla konuşmadan duramadığını...
Onun için birçok şeyden vazgeçtiğini söyleyemedi çocuğa (hem de hiç). Çocukla kız tanıştı bir gün...
Kız giderken ne kadar heyecanlandığını hazır olduğu halde hemen gidemediğini söyleyemedi hiç!!
Konuşacak bir şey bulamadılar hiç…(ama gene de çok şey konuştular)
Kız kitaplarını alıp çocuğun rüyasına girecekti...
Çocuk kıza kek yapacaktı, hem de...
Sonra çocuk bir gece ben artık pes ediyorum dedi ve onu çok isteyen kızla çıkmayı kabul edeceğini söyledi kıza, çok istedim ama olmadı dedi.
Kıza sen bana seni sevenle mutlu olabilirsin demiştin dedi (kız pişman oldu öyle bir şey dediğine çocuğa) Kız gözünden yaş aka aka ona yanıt verdi, istiyorsan git dedi...(ruhunun ne kadar kötü olduğunu kimse bilemedi)
Kalbinin ne kadar kırıldığını o anda çocuk hiç göremedi...(göstermedi ki kız, gösteremedi..)
Kız ona itiraf etti hoşlandığını.
Ama çocuk olmaz ben nasıl derim arkadaşıma dedi (ne demesi gerekiyorsa??).
Sonra çocuk gitti diğer kıza söyledi.
Yine konuştular sonra ama eskisi gibi değil (büyü bozulmuştu bir kere).
Artık çocuk kıza sana kek yaparım demiyordu...
Sonra karşılaştılar bir gün çocuk ona baktı uzun uzun, kız bakamadı, ama çocuğun baktığını biliyordu..
Çocuk iyi ki karşılaşmışız dedi..
Bir gün kamera açmıştı kız da çocuk da, ayrılamadı kız...
Kız çocuğa ‘’el salla da çıkayım artık’’ dedi, çocuk ‘’sallamam, o zaman gidersin’’ dedi.
Sonra bir gün ‘’ayrıldım’’ dedi çocuk.
Kız sevindi için için ama sonra öğrendi ki bitmemiş..
Kız farkına varmadı ne kadar sevdiğini hiç...
Vardığındaysa itiraf etmek için çok geç kalmıştı. Çocuk kaçmıştı ondan...
‘’Zamana ihtiyaç var’’ demişti çocuk ve hikaye sonlanmadan bitmişti..
Çocuk kıza ‘’ Düşüncelerin karşılıksız değil, yaptıkların karşılıksız değil! Bunu hiç unutma.. zaman her şeyin ilacıdır, bekle.. Belki ben yakışıklı bir prens, sen bir külkedisi olursun gelecekte. Zaman neyi gösterir bilinmez. Kendi içimde istedim, olmadı olamazdı..’’ dedi.
Ama gelmedi çocuk hiç…
Belki gelseydi çocuk kız gene kabul etmeyecekti ama...
Kız merak ediyor şimdi acaba çocuk onu hala düşünüyor mu diye (??) ve hala umursuyor mu diye... Hala aklının bir yerinde yeri var mı diye...
Kız sadece merak ediyor...
Ve kız artık biliyor düş sona erdi...
(17.11.2005)
(17.11.2005)
29 Ekim 2011 Cumartesi
bir şarkıya anlam yüklediniz mi hiç?
ben çoğuna yüklerim.. geriye dönüp baktığımda bana hep birilerini ya da
bir zamanı hatırlatır bazı şarkılar.. mesela Şebnem Ferah’ tan ”Sana
bilmediğim bir şey söyleyemem” şarkısını dinleyemem pek.. hala acı
verir.. hayatımdan nedenini bilmeden çıkıp giden birisi.. ya da Kazım
Koyuncu’ dan ”İşte Gidiyorum”.. o şarkıya da birisini saklamışımdır..
dinleyemem, duyduğumda kaçınırım sözcüklere takılı kalmaktan.. sonra
Direc-T’ den ”Hasret” beni geçmişe götürür..Taaa uzaklara.. başkası
hüzünlenmiştir o şarkıda bilirim.. ve bende onunla dinlemişimdir
defalarca.. mesela gülümseyerek hatırladığım bir şarkı vardır, Ajda
Pekkan’ dan ”arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık..” diye giden.. Ve
Sezen Aksu’ nun”Biliyorsun”u acı verir bana.. Teoman’ dan ”Kupa kızı
sinek valesi” bir aşkın başlangıcını anımsatır ve mutlu eder.. Emre
Yücelen’ in ”Kelebek” i aynı aşkın çıkmazını.. Badem’ in ”Sen ağlama” sı
aynı aşka gider.. Demir Demirkan’ ın ”Aşktan Öte” si gördüğüm bir damla
gözyaşını çağrıştırır..
daha niceleri vardır böyle.. mp3 üme attığım, silmeye kıyamadığım, ama o şarkıya sıra geldiğinde ise dinlemeden geçtiğim… daha niceleri…
dün otobüste giderken Pamela' dan ''Eğer dinlersen'' çıktı karşıma.. ''senden hızla kendime kaçarken geçmişi bulurum sensizlikte.. gördüğüm şeyler susturduğum yürekler karşıma çıktılar birer birer.. bide gönül çaldım cevap vermiyor.. yine dondum kaldım içim sıkılıyor...'' bu şarkıya ne kadar çok anımı sığdırmıştım oysa.. bu şarkıya ne kadar çok seni sığdırmıştım.. ne kadar çok beni sığdırmıştım.. ''seninle olamayız arkadaşıma ne derim ben sonra'' dediğin an kafamda bu müzik çalıyordu.. sana bir şarkı yolladım sonra Teoman' dan ''Dikensiz gül olmaktansa kardelen olurum''.. sana gitti mi bilmiyorum hala.. ama sen yine de ''gül'' ü seçtin.. yine de tüm olanlara rağmen.. sonra toparladım kendimi kalbimi ''Delgeç'' gibi geçtin ama toparladım..
başka başka şarkılar buldum kendime.. başka başka kelimeler.. uzun uzun yazdım.. uzun uzun sordum neden diye.. şarkılar tuttum içimden bir sürü.. sonra bir gün çok sonra ''Renklerin içinde'' si ile tanıştım Kargo' nun... ona tutundum ümitlerimi bağladım.. ona şarkılar ithaf ettim.. yaralarımı kabuk bağlattım.. kanadılar ama çok kanadılar.. kanatan herkese kızdım.. sana kendime ona....
daha niceleri vardır böyle.. mp3 üme attığım, silmeye kıyamadığım, ama o şarkıya sıra geldiğinde ise dinlemeden geçtiğim… daha niceleri…
dün otobüste giderken Pamela' dan ''Eğer dinlersen'' çıktı karşıma.. ''senden hızla kendime kaçarken geçmişi bulurum sensizlikte.. gördüğüm şeyler susturduğum yürekler karşıma çıktılar birer birer.. bide gönül çaldım cevap vermiyor.. yine dondum kaldım içim sıkılıyor...'' bu şarkıya ne kadar çok anımı sığdırmıştım oysa.. bu şarkıya ne kadar çok seni sığdırmıştım.. ne kadar çok beni sığdırmıştım.. ''seninle olamayız arkadaşıma ne derim ben sonra'' dediğin an kafamda bu müzik çalıyordu.. sana bir şarkı yolladım sonra Teoman' dan ''Dikensiz gül olmaktansa kardelen olurum''.. sana gitti mi bilmiyorum hala.. ama sen yine de ''gül'' ü seçtin.. yine de tüm olanlara rağmen.. sonra toparladım kendimi kalbimi ''Delgeç'' gibi geçtin ama toparladım..
başka başka şarkılar buldum kendime.. başka başka kelimeler.. uzun uzun yazdım.. uzun uzun sordum neden diye.. şarkılar tuttum içimden bir sürü.. sonra bir gün çok sonra ''Renklerin içinde'' si ile tanıştım Kargo' nun... ona tutundum ümitlerimi bağladım.. ona şarkılar ithaf ettim.. yaralarımı kabuk bağlattım.. kanadılar ama çok kanadılar.. kanatan herkese kızdım.. sana kendime ona....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








